20 Haziran 2010 Pazar

BABAMA

Uzun zamandır yazmak istedim sana ama yazacaklarım o kadar çok ki !


Nasıl başlamalıyım ve neler yazmalıyım bilemedim.

Annem varken her şey daha kolaydı.


Ne zaman sana bir şey söylemek istesem ona söylerdim o uygun zamanda uygun kelimelerle sana iletirdi.


Öyle tatlı dilli öyle güler yüzlüydü ki….


Her şeyi becerdiği gibi bizim aramızı da yapmayı çok iyi bilirdi.


Ben hep korktum senden. Neden mi?


Seni gördükçe beni sevmemenden korktum


Sense beni gördükçe yaşlanmaktan .

Aslında annem gittikten sonra tamamen bozuldu aramızdaki bağ.

Köprü yok olunca bir daha hiç anlatamadım sana kendimi.

O zaman çok küçüktüm baba. Sudan çıkmış balığa döndüm. Ne yapacağımı bilemedim ki!

Hayat ne kadar da acımasız davrandı bize. Tamam biliyorum sen de çok zor günler geçirdin.

Keşke her şey daha güzel olabilseydi. Olmadı, olamadı…

Ben de beceremedim kabul ediyorum.


İçimde bir umut belki bir gün daha çok seversin diye bekledim ama o gün bir türlü gelmedi.


Başımda türlü türlü sıkıntı. Birisiyle mücadele ederken bir diğeri çıktı karşıma.

Tek tek gelseler bir yolunu bulurdum da çığ gibi büyüdüler ansızın.


Hala gurur duyuyorum kendimle yine de altında ezilip son nefesimi vermedim diye.


Hele ruh sağlığımı kaybetmediğim için şükrediyorum milyonlarca kez.


Yarına umutla bakıyorum hala. Çok güçlüyüm artık. Zaman en çok olgun olmayı öğretti bana.


Neyse aslında ne kadar da iyi birisin sen!


Lojmanda kaldığımız sıralarda bütün çocukları toplar hepsini denize götürürdün.

Onlara da sevgi ve şefkat gösterirdin. Herkese amcalık ya da babalık yapardın. Karşılık beklemeden. Kardeşime de çok iyi baktın hep. Hele torunlarına. İkisi de senin sevgin ve şefkatinle büyüdüler.

Hala küçücükler. O YÜZDEN DAHA ÇOK UZUN YILLAR YAŞAMALISIN.


Onlara yakın olmalısın. Her başları sıkıştığında yine sana koşmalılar.

Bilmeliler ki dedelerinin kapısı hep açık. Güvenle sarılmalılar sana. Daha yapacak çok işimiz var baba.


Onları birlikte mezun edeceğiz okullarından.


Başarılarıyla övünüp, sorunlarına beraber çözüm arayacağız.

Sen benim için her zaman çok değerlisin.


Umarım sen de hak ettiğin mutluluğu yaşarsın.

Sana babalar gününde en başta sağlık diliyorum. Maviş gözlerin hep gülsün.

Dimdik ayakta dur hep. Ağrıların bitsin artık.

İyi arkadaşlar diliyorum. Boş vakitlerini seninle geçirecek.

Sana özel olduğunu hissetirecek. Yanlızlığını paylaşacak.

Bol para diliyorum. Gönlünce çekinmeden harcayacağın kadar çok.

Sana huzur dolu yıllar diliyorum ve çektiğin dertleri unutturacak kadar bol şans.

Sevdiklerinle upuzun bir ömür diliyorum. İYİ Kİ VARSIN.

Keşke hayat daha kolay olsaydı ve dönüp baktığımızda daha çok tebessüm ve daha az gözyaşı olsaydı.

Keşke daha çok sarılsaydın bana.

Keşke daha çok zaman geçirebilseydik beraber.
O kadar çok keşkem var ki senle ilgili...

Keşke baba keşke beni daha çok sevebilseydin ve sevgini bana gösterebilseydin.

5 Haziran 2010 Cumartesi

Canım oğlum,

Canım oğlum,
Bir yıl daha büyüyorsun.
Doğduğunda sadece 1800 gram olan bir bebek için sanırım çok yol aldın.
Sen çok büyü ve hep bizim kal.
Seni çok sevdiğimizi sakın unutma :)
Gönlünce yaşayacağın upuzun bir ömür dilerim sana...

Ne olağanüstü şey annelik.
Doğum yapıp, eserinin büyümesini izlemek...
Hayat o kadar çabuk geçiyor ki...
Bazen bulanık bazen çok net kareler gözümün önünde hala
Vaktinden önce dünyaya geldiğinde sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim.
Keşke biraz daha kalsaydın ve gelişimini tamamlasaydın...
keşke hayatla mücadele edecek kadar güçlü olsaydın.
Oysa öyle zayıf ve çelimsizdin ki doğduğunda...
Doktorlar yüzde 30 yaşama şansın olduğunu söylediğinde beynimden vurulmuşa dönmüştüm.
Normal nefes alamadığın için başka bir hastanenin yoğun bakım servisine kaldırılmıştın.
Böyle zor koşullar altında başladın yaşamaya.
'YAŞAMAZ' diyenlere inat sımsıkı sarıldın hayata.
Tebrik ederim. Sen kazandın. Hayatın bu acımasızlığına rağmen 4 elle sarıldın.
Arasıra senin tembel olduğunu söylüyoruz ya, aslında sen yorgun bir savaşçısın.
Bunu kabul etmek lazım. Minicik ellerinle koskoca dünyayı sıkıca kavradın. Kolay mı?
Aslında çok akıllı olduğun halde zekanı iyi kullanmadığın için kızıyoruz sana.
Sen ki bunca zorluğu atlatmışsın, matematik problemlerinin çerez gibi gelmesi lazım sana...
Evde bozulmadık, kırılmadık teknolojik alet bırakmayışın da geleceğin bilim adamı olacağının işareti olsa gerek...
Uzatmayalım.
Seni çok seviyorum canım oğlum.
Ömür boyu mutluluklar...
Bu gün SBS vardı. Sınava giriş ve çıkışını izledim. Heyecanına ortak oldum. Umarım güzel bir okulda okursun liseyi.
Hayatının bundan sonrasının çok kolay olması dileğiyle...
Sevgiler...

16 Kasım 2009 Pazartesi

Ben Kimim?

Ben de her fani gibi zaman zaman sorguluyorum hayatımı. Başarısız gibi görünsem de aslında o kadar çok zaferin altında imzam var ki şaşarsınız. Hayatım boyunca en büyük arzum başkalarının 'yapamazsın' dediğini yapmaktı. Başkasının yapamadığını yapmak, gidilmeyen yola girmek, ya da kimsenin çözemediği problemleri çözmek... Her zaman en çok neye dikkat etmeye çalıştım biliyor musunuz? Bana yapılmasını istemediğim şeyi başkasına yapmamaya. Kırmak istemedim kimseyi. Hiç kimsenin hakkını yemedim ve bunları yaparken taşıyamayacağım kadar yükün altına girdim ama en azından vicdanım çok rahat çünkü kimseyi yarı yolda bırakmadım. Başladığım işleri bitirmek için insanüstü çaba gösterdim. Sen kendini nasıl tanıtırsan çevrene osun. Ben kendimi doğru tanıtamadım. Ya yanlış ya da eksik tanıdılar beni. İlk intiba önemlidir derler ya işte herhalde ilk dakikada verdiğim mesaj yetersiz kaldı hep. Öyle tatlı dilim de yok sevdireyim kendimi.. Yalakalık yapmayı da beceremem. Makyaj yapmayı da hiç sevmem. Maskelerle de işim olmaz. Anlayacağınız ben neysem oyum ama tanımak için çaba göstermeniz lazım. Beni çözmek çok vaktinizi alabilir. Başıma gelen birçok talihsizlik erken olgunlaşmamı sağladığından hayatım boyunca ciddi oldum ben. Öyle her espriye gülmem, gülemem. Hele insanların hataları üzerine yapılmış şakalar veya taklitler çok sinirimi bozar. Sakın suratsız sanmayın beni; her olumsuzluktan yeni bir umut yaratırım. En kötü günümde bile avuturum kendimi yarınlarla.